21 Kasım 2009 Cumartesi

Ceddin Deden Neslin Baban

Az önce Fazlamesai'de güzel bir haber okudum. Yeni bir açık kaynaklı oyun geliştirilmeye başlanmış. AoE benzeri gerçek zamanlı 3B tarihi strateji oyunu olan Civilization Of Ottoman Osmanlının kuruluş tarihinden günümüze kadar ki süreci oyuncuların kontrolüne sunuyor ve böylece sanal dünyada da olsa bir Fatih bir Kanuni olma şansı veriyor herkese.




Önümüzdeki sene oyunun beta sürümünün hazır olması planlanıyor. Şu anda oyun Windows için geliştirilmekte, bununla birlikte Linux'a aktarmak için gerekli düzenlemelerin hazır bulunmakta olduğu söylenmiş.





Siz de yazarak veya çizerek oyuna katkı vermek isterseniz neler yapabileceğinizi öğrenebilmek için geliştiricileriyle bağlantı kurabilirsiniz.

Yeni yeni yerli oyunlarda görüşmek üzere.

Dediğimiz Gibi: Penguenler de Oynar

14 Kasım 2009 Cumartesi

QuantZ

Uzun bir süredir bilgisayarım bozuk olduğu için oyunlardan ve Penguenler de Oynar olmak üzere tüm günlüklerimden ayrı düşmek zorunda kaldım. Yazılarıyla burasını ıssız bir günlük izlenimden uzak tutan, canlı, cıvıl cıvıl inceleme ve tanıtımlarıyla okuyucularımızı gelişmelerden haberdar eden yazar arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Benim tarafımda bunlar yaşanırken yazılımların özgür tarafında da oyunlarla ilgili güzel gelişmeler yaşandı. Anlatmayı kaçırdıklarımı daha sonra değinmek üzere bir süre daha erteleyip son havadislere geçmek istiyorum.

Kanadalı oyun firması Gamerizon yeni oyunları QuantZ'yi GNU/Linux'a aktarmaya başladı. Şu anda indirme bağlantıları geçici olarak çalışmadığı için oynama fırsatım olmadı ama oyun içi videolara bakınca oldukça eğlenceli bir dünyaya çağırıyor gibi görünüyor QuantZ bizi. GNU/Linux sürümünü şu anda ücretsiz olarak kullanıcılara sunan Gamerizon'un bizlerden tek ricası oyunun kendisini ve kurulumunu inceleyerek geri dönütte bulunmamız ve resmi sürümü için katkı vermemiz.



Detaylı bilgiler ve bir süre sonra güncelleneceğini tahmin ettiğim indirme bağlantıları için A New Game Comes To Linux And It's Not A FPS'ye ve QuantZ ported to Linux: please help us test the installation and the game'ye bakabilirsiniz. Daha sık olması dileğiyle, tekrar görüşelim.

Not: Söylemeyi unuttum, araya sıkıştırayım şunu da, Frozen Bubble sevenler kesin bir baksın.

20 Ekim 2009 Salı

Caster

Bugün tanıtmak istediğim oyun Caster çok platformlu(Win/Mac/Linux/iPhone) ticari bir platform oyunu.
3. kişi bakış açısından(eskiden arkadan/dışardan görünüş derdik) gördüğümüz karakterimizi alışkın olduğumuz şekilde WASD tuşları ile koşturup, fare ile nişan alıyoruz. Oyunda ilerledikçe bulduğumuz 6 silahımız ve bölüm geçtikçe topladığımız puanlarla satın aldığımız çeşitli yeteneklerimiz mevcut. Bunları kullanarak kırda, bayırda, çölde, gölde, bataklıkta, tundrada ve diğer muhtelif yerlerde karşımıza çıkan böceğimsi yaratıkları avlıyoruz.





Tek kişinin geliştirdiği ve basit bir yapıya sahip olan Caster kendi sitesinde 5 dolara satılıyor (ama şu yazıdan çıkardığım kadarıyla iPhone satış fiyatı düşmüş). Bu ücrete daha sonradan çıkacak içerik de dahil. Aslında yeni bölümlerin bir kısmı iPhone'a çıkmış durumda, PC/Mac içinse yakında toplu bir paket çıkacakmış. (bağlantı)

Oyunun iyi özellikleri:

Son derece renkli ve hareketli bir oyun. Ayrıca motion blur, glow ve toon shading gibi efektleri açarsanız daha da şenleniyor (ama çok hareketli olduğu için motion blur baş dönmesi ve mide bulantısına yol açabiliyor :) ). Bunların yanında silah ve yeteneklerin de ilginç efektleri var. Örneğin belli bir yüksekliğe zıplayıp yere düştüğünüzde etrafınıza bir şok dalgası yayıyorsunuz. Ya da yer seviyesini yükselten "Eruptor" silahının mermileri lens etkisi yaratıyor. Kaplama ve modeller detaylı değil belki ama yine de diğer efektlerle birleşince güzel görünen grafikler ve hızlı bir oynanış ortaya çıkıyor.


Kontroller çok basit ve rahat. Silah ve özellikler kullanışlı. İstersek gamepad ile de oynayabiliyoruz. Oynanabilirlik had safhada. (Gerçi iPhone sürümü biraz zor sanırım (bağlantı), PC için konuşuyorum)

Oyunun kötü özellikleri:


Oyun çok kolay ve bu yüzden hemen bitiyor. Kolay olmasının sebebi ise çok kısa sürede güçlenmeniz. Hızlı koşma(dash) yeteneğine yeterince puan verip güdümlü füzeyi de aldıktan sonra karşınızda kimse duramıyor. Biraz dikkatli bir oyuncuysanız oyunun ortalarında gerekli tüm özelliklerinizi tamamlayacak kadar puan topluyorsunuz. Bölümlerde oyuncuyu sınırlamak neredeyse imkansız. Tabii bunun da zevkli olduğu savunulabilir ama en azından en üst zorluk seviyesinde oynarken insan biraz zorlanmayı bekliyor.

(Yeri gelmişken, aslında düşmanlar zorlu sayılır. Yani yapay zeka yeterli, rastgele kaçıyor ve hızlı koşma modunda değilseniz attığını vuruyor. Sonuçta oyun arazide geçtiğinden karmaşık yön bulma algoritmalarına filan da gerek yok.)

Belki sırf zorluk olsun diye özellikleri pek yükseltmeden oynanabilir. Ayrıca aşağıda bahsedeceğim gibi kullanıcıların yaptığı bölümler de oldukça zor.

Bir de tekrar edeyim, oyunun kaplama ve modelleri çok basit. Ama sonuçta bir programcının kendi başına yaptığı bir oyundan bahsediyoruz. Büyük olasılıkla oyunda detaylı modeller kullanmayı düşünmemiştir bile.

Oyunun ilginç özellikleri:


Takdir edersiniz ki tek başına tam bir oyun yapmak belli tasarım tercihleriyle mümkün oluyor. Caster'ın iki ilginç tercihi olduğunu düşünüyorum.

Birincisi, bölümler iki boyutlu yükseklik haritalarından oluşuyor. Yani iki boyutlu ve (matematiksel anlamda) sürekli bir düzlem üstünde hareket ediyoruz. Yine de sadece yükseklik haritalarıyla da yapılabilecek çok çeşitli bölümler olduğunu unutmamak lazım.

Yükseklik haritalarının bir artısı bölüm yüzeyini kolaylıkla değiştirmeye imkan tanıması. Örneğin oyundaki iki silahın "olayı" dünyayı dinamik olarak değiştirmek. Bu iki silahla yüksek bir yere ulaşmak için yerden tepeler çıkartabiliyoruz ya da düşmanların toprağı çökerterek oluşturduğumuz lav/asit çukurlarına düşmelerini sağlayabiliyoruz. Diğer silahların mermileri ve yüksekten düşmek de yerde çukurlar açılmasına yol açıyor.


Yükseklik haritalarının bir diğer artısı da bölüm editörü olarak herhangi bir grafik işleme programını kullanabilmeniz. Düşmanların yerleri, özellikler ve diğer bölüm bilgilerini de metin dosyalarına işliyorsunuz. Metin dosyaları üstünden düşmanların pek çok özelliği de değiştirilebildiği için gayet farklı ve zor bölümler yapılabiliyor. Şimdilik kullanıcıların oluşturduğu üç tane bölüm var ama bunları bitirmek oyunun herhangi bir bölümünü bitirmekten daha zor. Şu açıklamayı okuyarak ve varolan 'caster/data/' dizinindeki dosyaları kurcalayarak siz de kendi bölümlerinizi yapabilirsiniz. (Yine de bir bölüm editörü olsa daha kolay olur.)

Oyunun diğer ilginç özelliği ise grafikleri. Oyun endüstrisinde çok daha detaylı ve karmaşık grafiklerin olduğu doğru. Yine de bu kadar çeşitli efektin doğru yerlerde kullanılmasını da takdir etmek lazım. Benim aklım ip gibi giden eğriler ve (spoiler vermeyim diyordum ama) son canavarın kollarında kaldı.

Son olarak yazı boyunca bahsetmediğim bir kaç şey var, onları toparlayayım.


Oyunun konusu da gayet hafif. Yanlış hatırlamıyorsam böceğimsiler dünyayı istila ediyor ve ağaçları kurutuyor filan. Biz de silahlarımızla böceklere ölüm, ağaçlara şifa dağıtıyoruz. Öldürdüğümüz düşmanlardan puan, iyileştirdiğimiz ağaçlardan sağlık topluyoruz. Bi tane de gömlekli kadın var, görevleri anlatıyor, zaten oyun boyunca başka kimseyle muhattap olmuyoruz. Görevler üç farklı amacın kombinasyonları halinde karşımıza çıkıyor: Tüm düşmanları öldürmek, belirli bir noktayı bulmak (çürümüş özel ağacı kurtarmak) ve çıkışı bulmak. Bölüm sonunda da dükkana gidip bölüm boyunca topladığımız puanlarla silah ve yeteneklerimizi güçlendiriyoruz.


Müzikler tekno. Oyunun hareketli yapısına uygun. Bugüne kadar teknoyla, "club"la işim olmadığı için iyi ya da kötü diyemeyeceğim. Sesler güzel, yeterli.

Oyun ilk çıktığında Linux sürümü bozuktu. Oyunun yapımcısı Mike Smith ve (sanırım) Frank Earl sağolsunlar kısa sürede düzelttiler. Bu süre zarfında "Düzeltme yaması çıktı mı çıkacak mı" derken forumda iyi kötü bir hareketlenme olduysa da (Linux kullanıcılarının Linux'ta çalışan oyunlara sahip çıktıklarını gösteren bir örnek olarak bakabilirsiniz) bir kaç hafta sonra yeniden sakinleşti. (Bu arada forumda 'pulkanat' diye yazan benim)

Bir de Pardus 2008'de herhangi bir sorun yaşamamama rağmen yazıyı yazmak için 2009'da çalıştırdığım da bir ara sesler bozuldu. Arkada Amarok açıktı ve sanırım aynı anda çalmaya kalkınca beceremedi. Şimdi normal çalışıyor. Bunun dışında bir sorunla karşılaştığımı hatırlamıyorum.

Kısaca özetlemek gerekirse Caster hoş grafikli, oynanabilirliği yüksek, karmaşık olmayan bir oyun. Eski platform oyunları havasında diyebiliriz. Şu an canlı bir hayran kitlesi olmasa da PC ve Mac için beklenen içerik çıktığında bir ihtimal forum yeniden canlanabilir. 5 dolara değer mi derseniz, şahsen pişman değilim. Siteden demo sürümünü indirip deneyebilirsiniz. Ama söylediğim gibi oyun çok kolay ve çok çabuk bitiyor. Yeni gelecek içerik nasıl olur, oyuncuların kendi ürettikleri içerikler artar mı bilemiyoruz. Kafa dağıtmak için eğlencelik bir oyun ararsanız iyi bir seçenek.

- Oyunun web-sitesi -

- Forum -

- Bir de 1nf1n1ty1337'in hazırladığı video -

Edit: Ekran görüntülerinin kalitesi biraz düşük olmuş (caster12.jpg hariç onu oyunun sitesinden almıştım). Bir ara daha az sıkıştırılmış hallerini koyarım. Bir de ekran görüntülerini oyunun kendi olanaklarıyla aldım. OpenGL'den görüntü alabilen bir ekran yakalama programı var mıdır? KSnapshot ile alamadım.

5 Eylül 2009 Cumartesi

Ludum Dare - 48 Saatlik Oyun Yapma Etkinliği

Geçtiğimiz cuma yolladığım kısa duyuruda daha uzun bir yazı yazacağımı söylemiştim. PyWeek hakkında detaylı bilgi edinme fırsatım olmasa da Ludum Dare'nin 15.sine katıldım (ama yaptığımı yetersiz bulduğumdan teslim etmedim, yine de bakmak isterseniz burada). İşte hafta içinde azar azar yazdığım yazı.

Öncelikle biraz Ludum Dare'den bahsedeyim. İsim Latince "oyun", "oynamak" ve "vermek" kelimelerinin birleşiminden oluşuyormuş. Amacımız iki gün (48 saat) içinde, yarışmaya katılanların oyları ile belirlenen bir tema ile ilgili bir oyun yapmak.

Katılım, diğer tüm iletişim ve sonuçların belirlenmesi internet(daha doğrusu blog) üstünden gerçekleşiyor. Kurallar oldukça basit, tek kişi katılabiliyoruz ve oyunu sıfırdan yapmamız gerekiyor. Tabii burada 'sıfırdan' kelimesi kafa karıştırabilir, içerik(grafik/müzik) tamam ama oyunu assembler ile mi yazacağız? Herkesin erişimine açık olan ve kendi içinde oyun mantığı içermeyen her kütüphane(oyun yapımı için tasarlanmış kütüphaneleri de kullanabilirsiniz) ve araç(kurallarda "middleware" diye geçiyor, 'oyun yapma programlarını' da içeriyor) serbest. Örneklerle anlatmak daha açıklayıcı olacaktır sanırım.
  • Açık kaynak kodlu olan ve 'oyun olmayan' herşey serbest, örneğin pygame ya da OGRE.

  • Oyun yapımı için kullanılan ücretli/ücretsiz araçlar da serbest, örneğin Unity ve Gamemaker. Bu araçlar hakkında yeterli bilgim yok fakat sonuçta bu bir oyun yapımı yarışması ve bir grafik yarışmasında Photoshop'un serbest olması ne kadar normalse bu da o kadar normal sanırım. Bu arada Adobe Flash da serbest, flash oyunu yaparak da katılabilirsiniz.

  • Kendi yazdığınız kütüphaneleri ise diğer katılımcıları kütüphanenizden haberdar ederek ve kaynak kodunu açarak kullanabiliyorsunuz.

  • Yasak olan şeyler ise, sanırım, her isteyene kullanım izni verilmeyen kütüphaneler (Xbox, Playstation ve Wii SDK'ları gibi). Bir de başka bir oyuna mod yaparak katılamıyorsunuz.

Bu kadar serbest olmasının sebebi ise "yarışma"nın mantığında yatıyor. Evet, sonunda katılımcıların(48 saat sonunda bir ürün teslim edenlerin) oyları ile en iyiler seçiliyor. Fakat yine de Ludum Dare'ye yarışmadan ziyade etkinlik ya da organizasyon demek daha doğru bence.

Bir kere herhangi bir ödül yok. Daha doğrusu herkes gösterdiği çaba ve yetenekleri ölçüsünde bir ödül alıyor, o da ortaya çıkardığınız ürün.

Bir de etkinliğin geçtiği "mekan" hemen hemen blog ve irc kanalından ibaret olsa da çok sıcak bir atmosferi var. Eğer bloga göz atarsanız sizin de fark edeceğiniz üzere belli bir kültür ve topluluk bilinci oluşmuş durumda.

Sanırım Ludum Dare'nin ne olduğunu yeterince açıklamış oldum, biraz da kendi düşünce ve değerlendirmelerime yer vermek istiyorum.
  • İstediğiniz platformda ürün verebilirsiniz. İster BSD altında çalışsın, ister Commodore 64'te. İsterseniz yalnızca CNC tezgahının panelinde oynanabilen bir oyun yapın. Fakat etkinliği düzenleyenlerin ürünü daha fazla kişinin deneyebilmesi ve daha adil bir oylama olması adına tavsiyesi, ne yaparsanız yapın, Windows XP'de çalışan bir portunun olması. Bu bizim için problem değil çünkü açık kaynaklı kütüphaneler rahatlıkla farklı sistemlere taşınabiliyor. Zaten portu hemen yapmanız da gerekmiyor, oylama süresince(iki hafta) ekleyebilirsiniz.

    Fakat doğrudan Linux altında geliştirilen ya da sonradan Linux'a taşınan pek fazla oyun yok. Tabii bunda Unity ve Gamemaker'ın Linux desteği olmamasının da payı büyük. (LD15'e katılan 144 oyundan 24'ünün Linux sürümü var, 30'u Flash oyunu ve 7'si de Python(pygame), Java ve Lua(Löve) gibi platformdan bağımsız dillerde yazılmış. Bugün saydım, biraz hatalı olabilir ama genel bir fikir veriyor.)

  • Oyunların iki gün içinde tamamlanıp yarışmaya katılan sürümlerinde pek çok özellik eksik olmasına rağmen pek çok oyun yarışma sonrasında geliştirilmeye devam ediyor. Hatta Tokyo Game Show içindeki Sense of Wonder Night gibi etkinliklerde yer bulanlar bile var.

    Eğer etkinlik sırasında yarattığınız ürünün gelişmeye açık olduğunu düşünüyorsanız (ve kodunuz az çok derli toplu haldeyse) açık kaynaklı bir proje haline getirebilirsiniz. Sonuçta benim böyle bir fikrim var diyerek açık kaynaklı bir proje oluşturamıyoruz. Linux bile başlangıçta belli bir kod tabanına dayanıyordu. Etkinlik hem fikir hem de kod tabanı yaratmanızı sağlıyor.

  • Oyun geliştirmeye dair Türkiye'de ve dünyada çok fazla şey söyleniyor ve bunların çoğu profesyonellerin ağzından çıkmıyor. Tıpkı mizah dergilerini takip edenlerin en az bir kez karikatür çizmeyi denemesi ve dergiler/çizerler ve mizah hakkında atıp tutması kadar normal bir şey bu. Ben de buradan yola çıkarak bir iki şey söyleme hakkını kendimde buluyorum.

    Oyun geliştirme sürecinde ortaya çıkabilen sorunlardan biri çok büyük hedefler koymak ve adım adım gitmemek. 48 saat içinde çalışan bir sonuç ortaya koymak görülebilir hedefler koymayı gerektiriyor. Bunun yanında etkinlik sonunda şunlar iyi gitti, bunlar kötü gitti, şunları yanlış planlamışım şeklinde bir "post-mortem" yazmak da adetten. Kısaca etkinliğin küçük olsun bizim olsun felsefesini ve gerçekçi planlar yapmayı öğretmesi sebebiyle pedagojik değer taşıdığını düşünüyorum.

  • En önemlisini sona sakladım, etkinlik çok ama çok eğlenceli. Dünyanın dört bir yanından insanlar o günkü yemeklerinin fotoğraflarını yolluyor. Blogdan gözünüze kestirdiğiniz oyunların gelişme sürecini izleyip yorum yapabiliyorsunuz. İki günlüğüne de olsa (tabi oyun sektöründe çalışmıyorsanız) farklı bir şeyler kodlayıp, grafik ve müzik gibi yetenekleriniz varsa onları konuşturuyorsunuz.

Çoğu insan haklı olarak "48 saati kim kaybetmiş de ben bulayım" diyecektir. Yine de ilgililer ve öğrenciler kesin katılmalı diye düşünüyorum. Her seviyede profesyonel ve amatör katılımcılar var. Ben bile katıldım utanmadan.

İlginizi çekebildiysem sıcağı sıcağına etkinlik blogunun 15. LD kategorisine ve katılan ürünlere bakmanızı tavsiye ederim. Takvimde Eylül ortasında bir mini-LD ve Aralık'ta da 16. LD var, şimdiden katılmayı aklına koyanlara duyurulur.

31 Ağustos 2009 Pazartesi

World of Goo

Bulmaca çözmede kendinize güveniyor ve bilgisayar başında harcıyabilecek bol vakte sahipseniz World of Goo'ya bakmadan geçmeyin derim .

Bulmacalarla aranız iyi değilse bile bu oyunla beraber fikirleriniz değişecektir. Ama “bol vakit” konusunda emin olmalısınız, çünkü World of Goo bir defa başlayınca bir türlü bıraktırmayan fizik motorlu bir bulmaca oyunu.


World of Goo oyunundaki amacımız: Goo Topları ile bazı yapılar (köprü, kule gibi) inşa ederek elimizde kalan Goo Toplarını haritanın belli bir yerinde bulunan borulara ulaştırmak.

Goo toplarıyla inşa yapmak ilk başlarda çok kolay gibi görünürken, ilerleyen bölümlerde karmaşık bulmacalar haline dönmekte. Eğer dikkatli olmazsanız yerçekimiyle külahları değişip; yaptığınız kuleyi yıkabilir, köprünüzü suya düşürebilirsiniz.


Oyunda 5 çeşit Goo topu bulunuyor:

Siyah Goo: Bağlandıkları yerden bir daha koparılamayan goolardır. Yapınızın temellerini atarken daha çok işe yararlar.
Yeşil Goo: Bunlar bağlandıkları yerlerden kopabiliyorlar. Yüksek yapılar kurarken en yararlı goolar da denilebilir.
Beyaz Goo: Siyah goolar gibi bağlandıkları yerden kopamazlar ama yüksek yerlere bağlandığında esneyip aşağı sarkabilirler.
Sarı Goo: Dik bölgelere tutunabilen goo çeşididir.
Kırmızı Goo: Tam olarak goo sayılmazlar. Balon da diyebiliriz bunlara.


Oyun beş bölümden oluşuyor. Her bölüm kendine has renkler ve müziklere yani farklı bir atmosfere sahip. Bundan dolayı ilk bölümleri bitirince sıkılmayıp, diğer bölümlere de bakmak isteyeceksiniz.

Bu 5 bölümün haricinde bir de “World of Goo Corporation” adlı ek bir bölüm bulunuyor. Bu bölümde, oyun boyunca topladığınız ekstra Goo Toplarıyla uzun kuleler yapmaya çalışıyorsunuz. Wold of Goo Corporation'da rakibimiz diğer bölümlerdeki gibi haritadan haritaya değişen engeller değil, internet üzerinden yarışacağımız diğer oyuncular.


Bu güzel oyun açık kaynak teknolojilerle geliştirilmiş, olup linux versiyonu da mevcut.
Oyunun full versiyonu 20 dolar karşılığında satın alabilirsiniz.
Demo için: http://2dboy.com/games.php

29 Ağustos 2009 Cumartesi

İki Haftasonu Etkinliği

maidis'in önerisi üzerine şimdilik sadece ona gönderdiğim mail'i yayınlıyorum. Haftaiçi bir ara fırsat bulup konu üstüne biraz daha uzun bir yazı yazma fırsatı bulurum umarım.

-- Alıntı ---------------

Bu haftasonu çok hoş iki etkinlik var. Biri ludum dare 48 saatlik eğlencelik oyun programlama yarışması. Zaten eğlence amaçlı olduğu için herhangi bir dil, araç ya da platform sınırlaması yok. Daha doğrusu var da sınırlamadaki amaç fırsat eşitliği yaratmak olduğundan herkesin erişebileceği her şey serbest. Bir de takım olarak değil bireysel olarak katılabiliyoruz. Neyse detaylar sitede...

Diğeri de 7 günlük eğlencelik oyun programlama yarışması PyWeek. Python ve PyGame kullanıyoruz. Bireysel ya da istediğimiz boyutta takımlarla katılabiliyoruz. Başka bir şey bilmiyorum sitelerine 10 dk önce bakma fırsatım oldu.

Bir de Ludum Dare'ye Türkiye Demoscene'den katılanlar var, benim de oradan haberim oldu. Linux oyunlarının oranını ise bilemiyorum ama keyifli şeyler çıkıyormuş. Önümüzdeki seneler için de bu etkinlikleri takip etmekte yarar var.

-------------------------


Bir daha ki sefere daha erken haber vermek dileğiyle...

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Mad Skills Motocross

Uzun zamandır yeni yazı yazmamışız. Suskunluğumuzu bozalım :) Bu arada yanlış anlaşılma olmasın yazmama nedenimiz yeni oyunların olmaması değil, yeni oyunları oynamaktan zaman bulamamamızdır.

Pardus 2009 depolarına henüz X-Moto girmediği için bir moto yarışı özlemi içindeydim ve tam da bu sırada Mad Skills Motocross'a rastlamam gerçekten büyük bir şans oldu. Sitesi üzerinden satın alabileceğiniz veya demo sürümünü indirebileceğiniz çok zevkli bir moto yarışı Mad Skills Motocross.


Yapay zekaya ve zamana karşı yarışabiliyorsunuz demo sürümünde. Ayrıca harita düzenleyicisi de var ama fazla kurcalamadım ben. Demo sürümünde çok az bölüm olduğu için çok çabuk bitiyor, bu yüzden yeni haritalar yapmayı denemek isteyebilirsiniz.


Oyunun ayrıca fizik motoru da oldukça güzel. Yarışırken çeşitli özel hareketler (arka teker üstünde gitme, ters dönme...) yaparak ve bunları birkaç kez tekrarlayarak çeşitli güç nesneleri alabiliyorsunuz. Motorunuza yeni özellikler ekleyen veya özelliklerini geliştiren bu güç nesneleri sayesinde rakiplerinizle daha kolay başa çıkabilirsiniz.


Eğer X-Moto'yu seviyorsanız kesin bir göz atın. Büyük bir ihtimalle Mad Skills Motocross'u da seveceksiniz. Oyunu kurmak da oldukça basit arşiv dosyasını indirin, sağ tıklayarak arşivi ayıklayın (açın, dışarı çıkartın...) ve bu yeni dizine girerek msm.sh dosyasını çalıştırın.

Oyunun ayrıca Windows ve Mac sürümü de bulunmaktadır. Bu işletim sistemlerinden birini kullanan oyuncular da eğlenceden paylarını düşeni alabilir :)

Unutmadan bir kaç ipucu daha vereyim işinize yarayabilecek. Oynarken F11'e basarak ekran görüntüsü alabilirsiniz. Oynamak için klavye, fare veya oyun çubuğunuzu kullanabilirsiniz.

Oyun Java ile yazıldığı için ilk açılışı biraz uzun sürüyor ama o kadar da can sıkacak cinsten değil. Diğer bir sevmediğim yanı da oyundan çıkarken her zaman olmasa da ara sıra tam sürümünü almanız için sizi biraz oyalıyor. Bunlar da oyunla ilgili kötü yanlar, haberiniz olsun.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Quake Live

Quake Live'nin GNU/Linux ve Mac sürümleri bugün yayımlandı. Oynamak için üyelik formunu doldurmanız ve eklentiyi bilgisayarınıza yüklemeniz yeterli. Kısaca kurulumu anlatayım yine de:

  • Mozilla Firefox'u açın.
  • Quake Live sayfasına girin.
  • Eğer daha önceden bir üyeliğiniz yoksa üyelik açın.
  • Sisteme giriş yapın.
  • Mozilla Firefox eklentisini yükleyin ve Mozilla Firefox'u yeniden başlatın.



  • Oyun dosyalarının yüklenmesini bekleyin.



  • Bir sunucuya girin.
  • Eğlenin.

Oyunda görüşürüz :)

4 Ağustos 2009 Salı

CamSpace

Ağ kameraları sadece görüntülü iletişim sağlayan bilgisayar donanımları değil kullanışlı bir kontrol arabirimidir de. Ağ kamerası ve çeşitli yazılımlar kullanılarak hırsızlara karşı harekete duyarlı güvenlik sistemlerini görmüş veya duymuşsunuzdur. Pek ilginizi çekmemiş olması da doğaldır :) Ağ kameralarıyla yapılabilecek daha eğlenceli şeylere ne dersiniz, mesela en sevdiğiniz oyunu klavye, fare veya oyun çubuğu kullanmadan oynamak gibi.

CamSpace ile çeşitli nesneleri oyun çubuğu olarak tanıtabilir ve nesneleri hareket ettirerek bilgisayarınızı kontrol edebilirsiniz.

Ne yazık ki henüz GNU/Linux sürümü yok CamSpace'nin ama geliştiricileri yapacaklarını söylüyor. WINE ile yaptığım denemelerde ise CamSpace kuruluyor fakat sistemimdeki kamerayı göremiyor. Bu yüzden pek detaylı bir yazı yazamıyorum fakat aşağıdaki video oldukça iştah kabartıcı görünüyor :)






Elle yapılan dıkşın dıkşın hareketiyle birinci tekil şahıs oyunlarını, her türlü kapakla araba yarışlarını oynamanızı sağlayacak bu güzel yazılımla ilgili daha detaylı bilgi için şuradaki tanıtım yazısına bakabilirsiniz. Ayrıca CamSpace'nin günlük sayfasından da gelişmeleri takip edebilirsiniz.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Dinozorus

Türkiye'deki 80'lerin sonunda 90'ların başında çocuk olma şansını yakalamış olan her birey gibi televizyonda telefonla oynanan video oyunlar benim hayatımda da önemli bir yere sahiptir. Neler görmedik ki, Hugo ve aile içi meselelerini, Mario'nun prensesi kurtarma sevdasını, geleceğin ralli pilotlarının oynadığı araba yarışlarını, dövüş oyunlarını ve daha nicelerini. Şimdi bu nicelerden birinden Dinozorus'tan bahsetmek istiyorum.

Çiçek Dilligil'in ATV ekranlarında sunduğu bir video oyunu programıydı Dinozorus. Ben çok tutumlu biri olduğumdan oynamak için telefon açmıyordum ama televizyonda takip edebilmek için azami özeni gösteriyordum. Karakterlerin çizimleri sadece hayal meyal gözümün önünde ve ne yazık ki internet üzerinden her hangi bir görseline ulaşamadım.

Oyunda kontrol edilen kahraman Pisogor isminde dik saçlı bir çocuktu. Kaykayla karşısına çıkan dinozorlara yakalanmadan bölümü tamamlamaya çalışıyordu. Bölümleri tamamlama amacı ise kaynaklarda belirtildiğine göre kız kurtarma oyunlarındaki mevzu ve / veya çokzorus ismindeki üç başlı dinozorun yumurtasından çıkmasını önlemekmiş. Bizim kahramanımız mı geçmişe gitmişti yoksa dinozorlar mı geleceğe gelmişti tam hatırlamıyorum. Ama büyük ihtimalle bir yerlerden yumurta çıkıyordu yumurtalar da biraz büyük olduğu için civciv yerine ateşikus, tükürükus, ezergeçerus ve kafakoparanus çıkıyordu.

Grafiklerini Salih Memecan ve ekibinin, muziğini max/bronx'un, kodlamasını ise ghozy'nin yaptığı Dinozorus'un hakları sanırım hâlâ ATV'ye ait olduğu için geliştiricisi kodları / oyunu yayımlayamıyor. Buradan ATV'ye sevgilerimle bu oyunu özgürleştirmesini ya da bir yeniden yapımını yaptırmasını rica ediyorum. Çocukluğumuzun bu güzel hatırasını bizlerle tekrar buluşturursa asla unutulmayacak bir işe imza atmış olacak.

Şimdilik bu kadar bir gelişme olursa ekleme yaparız, hoşçakalın.

Kaynak: Ekşi Sözlük'te Dinosorus

25 Temmuz 2009 Cumartesi

Texas Hold'em Poker

Bilmediğim oyunlardan biri de Poker'dir. Oldukça zevkli bir oyuna benzese de öğrenmek için henüz fırsat bulamadım. Az önce Özgürlük İçin'de Facebook'taki Texas Hold'em Poker isimli oyunda masa listelerinin görünmediğine dair bir mesaj gördüm ve sorunun neden kaynaklandığını merak ederek Google'ye baktım biraz. Kısa bir turdan sonra KrisInfinity'nin anlattığı yöntemi denedim ve listeyi görebildim. Eğer siz de bu oyunu oynamak istiyor ve benzer bir problemle karşılaşıyorsanız aşağıdakileri uygulayarak listeye ulaşabilirsiniz:
  • To Lobby düğmesine basarak masalar bölümünü açın.
  • Hold'em yazan ve masa listesi olması gerekirken ilk günkü gibi bem beyaz olan kısma sek (tab) tuşunu kullanarak ulaşmanız gerekiyor. Bunun için Refresh list (Listeyi tazele)'e oradan da Join Table (Masaya Katıl)'ye ve nihayet buradan da listeye ulaşıncaya kadar sek tuşuna basın.
  • Listeye eriştiğinizde klavyenizdeki aşağı ok tuşuna basın.
  • İstediğiniz masayı klavyenizle seçip farenizle de Join Table düğmesine basarak oyuna katılabilirsiniz.
  • Casino denen ve farklı sunuculara bağlanmanızı sağlayan Change Casino bölümünde de aynı yöntemi uygulayarak sunucu listesine ulaşabilirsiniz.


Bununla ilgili bir kaç tane hata raporu gördüm az önce çeşitli dağıtımların listelerinde, oldukça popüler bir oyun olmalı Texas Hold'em Poker. Sanırım sorun Adobe Flash Player'ın GNU/Linux sürümüyle ilgili.

Yazıma hiçbir Facebook uygulamasını kullanmayan, eksikliğini de hissetmeyenler için bir şarkı bağlantısı vererek sonlandırıyorum. İyi oyunlar :)

24 Temmuz 2009 Cuma

Umaykut Artık Özgür

Céidot Oyun Stüdyosu tarafından geliştirilen Umaykut isimli çevrim içi tarayıcı oyunu geçtiğimiz günlerde özgür oyunlar arasına katıldı. CULS lisansı ile yayınlanan Umaykut'u dilediğinizce oynayabilir ve gelişimine katkı sağlayabilirsiniz.


İnternet üzerinden binlerce kişi ile beraber oynayabileceğiniz bir strateji oyunu olan Umaykut Türk tarihini konu almaktadır. Hunlar, Göktürkler ve Selçuklular devletlerinden birini seçip uygarlığınızı kurmaya başlayabilirsiniz.


Bu gelişme hakkında daha fazla bilgi almak için Céidot tarafından yapılmış olan özel açıklamaya göz atabilirsiniz. Kaynak kodlarını ise Google Code üzerindeki proje sayfasından yükleyebilirsiniz.



Kaynaklar:

17 Temmuz 2009 Cuma

Penguenler Oynamaz mı?























Yukarıdaki çalışmalar aklında hâlâ penguenler oynar mı sorusu olanların bazı cevaplara kavuşmasına yardımcı olacaktır. Şaka bir yana, resimler qq.com'a aittir. Google üzerinden bulduğum için telif haklarının ne olduğunu bilmiyorum. Eğer yayımlaması serbest değilse kaldıralım.