8 Ocak 2010 Cuma

Kartofel

Kartofel'i neden bu kadar çok sevdiğimi bilmiyorum ama basitliği ile zıt oranlı bir çekim kuvveti kurdu benim üzerimde. Arkada Paul Pitman'ın yorumladığı Ludwig van Beethoven'ın Sonata No. 14 in C Sharp Minor "Moonlight", Op. 27 No. 2'si eşliğinde ve klavyenizin bir kaç tuşu aracılığıyla dünyanın en önemli işini yapıyoruz Kartofel'de; numaralı noktaları birleştiriyoruz.

Numaralı noktaları birleştirirken çizdiğimiz yoldan tekrar geçmememiz gerekiyor. Bu ilk bölümlerde eee ne var ki bunda hissiyatı yaşatsa da sonraki bölümlerde biraz daha az hareket daha çok düşünmek düsturunu benimsemeniz işten bile değil.

Oyundaki öntanımlı tuşlar ve ne işe yaradıkları hakkındaki açıklamalar şöyle:
Sol ok: Sola dön
Sağ ok: Sağa dön
Yukarı ok: Hızlan
Aşağı ok: Ağır ol, saçın başın dağılmasın
Boşluk: Harekete başla

Her ne kadar tuşları zevkinize göre ayarlayabiliyor olsanız da bunlar sadece geçerli oyun için çalışıyor oyunu yeniden açtığınızda öntanımlı ayarlarla karşılaşıyorsunuz. Gerçi bu o kadar da önemli değil çünkü öntanımlı tuşlar yeterince iyi seçilmiş.

Ayrıca denememiş olsam da oyunda yüksekpuanlarınızı sunucuya göndermek için de bir seçenek var. Eğer güzel bir puan yaparsanız göndermeyi deneyebilirsiniz :)



Oyunun nasıl bir oynanış tarzı olduğunu gerçi denediğinizde görürsünüz ama biraz daha detay vererek merakınızı şimdiden gidermeye çalışayım. Birinci noktadan başlıyorsunuz ve yön tuşlarıyla sağa ve sola dönerek ikinci noktaya doğru harekete başlıyorsunuz. Bir noktadayken veya hareket halindeyken hızınızı artırıp düşürebiliyorsunuz, keskin virajlarda hız kesmeniz boş yollarda ise gaza basmanız (bazen basa gaz ile karışır bas gaza) size daha fazla puan olarak dönecektir. İkinci noktaya vardıktan sonra da bir sonraki nokta için aynı şeyleri yapmayı devam edebilirsiniz ta ki son noktaya ulaşıp bölümü tamamlayana dek.

Toplam yirmibir bölümden oluşmakta Kartofel ama isterseniz var olan bölüm dosyalarını inceleyerek yenilerini yapabilirsiniz, basit bir sözdizimi var.



Bu arada 1: bazı bölümlerde içinde çöp adamı olan noktalar oluyor, eğer bunlara da giderseniz bedavadan bir can daha kazanıyorsunuz.

Bu arada 2: ana menünün en altında yazanları da mutlaka okuyun. İnsanın sevgilisine oyun yazması ne romantik bir şeydir ya :)

Bu arada 3: Pardus kullanıyorsanız paketini şuradan indirebilirsiniz. Diğer dağıtımlardan birini kullanıyorsanız Pardus'a geçmeyi düşünebilir, dağıtımınızın depolarını kontrol edebilir, kaynak koddan kendiniz kurabilir, hadi oradan deyip geçebilir veya oturup daha iyisini yazıp onu oynayabilirsiniz.

Bu arada 4: Sizi oyun oynarken seviyorum, iyi oyunlar :)

Bu arada 5: Oyunun happpenguin adresi de şöyle. Sözlükteki gibi başka oyun sitelerinde aramak için bir hede koyalım biz de, isteyen hemencecik oralara da sıçrayabilsin, daha fazla bilgi alabilsin.

2 Ocak 2010 Cumartesi

Aquaria'nın Linux beta sürümü 13 Ocak'a kadar ücretsiz indirilebiliyor

Benim de bu oyundan dün haberim oldu. Maalesef çok uzun bir yazı yazacak zamanım yok, gerekli kaynakları da toplayamadım. Keza beta 13 Ocak'a kadar mı indirilebiliyor yoksa 13 Ocak'a kadar mı oynanabiliyor, tam sürüm mü değil mi onu bile bilmiyorum. Ama bir kaç saat kadar oynamış bulundum ve daha detaylı bir yazıyı hak etse de yalnız haber vermekle yetinmek zorundayım.



Oyunumuz Castlevania veya Metroid tipi diye geçen maceralı, hub stili (yani birbirine bağlı bölümler içinde kafamıza göre dolaştığımız, oyun sonunda bir eşya için gerekirse oyuna başladığımız yere geri dönebileceğimiz yapıda) bölüm yapısına sahip platform-shooter arası bir oyun. Benim gibi Castlevania'ya ya da Metroid'e yetişememiş, yetişip de oynayamamış olanlar için Ikachan ve Doukutsu isimli Japon bir amcamın(Pixel-kun) boş zamanlarında yaptığı oyunlara benziyor diyelim(oyun mekaniği Ikachan'a konusu Doukutsu'ya benziyor). Bu arada bu oyunların fan sitesi ve Pixel-kun'un sitesi yenilenmiş anlaşılan onu da bugün farkettim. Duyduğum kadarıyla Doukutsu'nun(Cave Story) da Linux portu çıkmış, o da apayrı bir yazıyı hak ediyor.


Biz konumuza dönersek, el emeği göz nuru sprite grafiklerin arasında mouse ile hareket ettirdiğimiz kahramanımızla 360 derece yüzüp, ateş ediyoruz. Bir yandan da bulmacaları çözüp, karanlık hikayeyi anlamaya çalışıyoruz. Çok hoş atmosferik müzikler var. Anladığım kadarıyla iki kişinin yaptığı, bir kişinin de ana-karakter seslendirmesiyle çok şey kattığı(keza Doukutsu ve Ikachan'ın aksine ağırlıklı olarak monolog var) oyunumuzun ekran görüntüleri ve videolarına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.


Ben yeni yılın ilk gününü bu oyunu oynayarak ve youtube'dan videolarını izleyerek geçirdim. Eğer işe güce derslere başlamadan harcayacak zamanınız varsa, su altındaki cezbedici fakat karanlık bir dünyada kaybolmak isterseniz bakmanızı tavsiye ederim. Eğer bu oyun hoşunuza giderse (Linux portları hakkında detaylı bilgim olmasa da) Doukutsu ve Ikachan'a da bakmanızı tavsiye ederim. Son olarak yeni yılda mutluluklar ve iyi çalışmalar dilerim... Byez...